17 Haziran 2015 Çarşamba

Çocuğa ne yapması gerektiğini söylemeyin!

- Kızım ödevini yap!
- Oğlum kitap oku!
- Yavrum, çok televizyon izleme!
- Güzel kızım dersini çalış!
- Oğlum sınava çalış!

Yukarıdaki cümleleri biz çokça söyledik, hatta söylemeye devam ediyoruz. Çocuklarımız ise bu sözleri fazlasıyla duydu. Peki ne değişti? 

Devamını okumak için tıklayın.. 




Bu cümleler bir kulaklarından girip ötekinden çıkacaktır. O halde neden ısrarla onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyorsunuz? Kitap okumak, ders çalışmak, küfür etmemek.. Bu davranışların eğitimi yap ya da yapma demekle olmaz.

Öncelikle 1.sınıf okuttuğum 2008 yılında sınıf içerisinde başımdan geçen bir olayı anlatayım:

" Hayat bilgisi dersinde görgü kuralları ile ilgili konular mevcut. Sofra kuralları, kantinde sıra kuralları, sineme/tiyatro gibi yerlerde uyulması gereken kurallar... 

O günkü konumuz: kapı açıp-kapatmak, kendi odamız dışındaki odalara girerken kapıya vurmak vb. Konuyu anlattıktan sonra pekişmesi için uygulamaya geçtik. Sırayla sınıf kapısı vuruldu, izin istendi. Sonraki uygulamamız ise kapı açmak ve kapatmak. (Kapı açmak ve kapatmak gibi kavramların sınıfta öğretilmesi size garip gelebilir. Burada öğretilen ise nazikçe açıp kapatmaktır.) Bu konuyla da ilgili uygulamaya geçtik. Her şey gayet yolunda. Bütün öğrenciler istenilen şekilde kapıyı açıp kapatıyorlar. Tüm gün yaptığım gözlemlerde de istenmeyen bir davranış olmadı. 

Ertesi gün öğrencilerden biri kapıyı açtıktan sonra çok sert kapatmaya başladı. Birkaç defa uyarıda bulunmak istemedim. Yaptığı hatayı farketmesini istedim. Fakat beklenen olmayınca yanıma çağırdım. Dün gayet güzel şekilde kapıyı açıp kapattığı halde bugün neden böyle davrandığını sordum. Aldığım cevap beni şaşırtmadı. Açıkçası beklediğim bir cevaptı.

- Babam evde böyle kapatıyor öğretmenim. 

Babasının hatalı davrandığını ve benim öğrettiğimin doğru olduğunu anlattım ve bir dahaki sefere dikkatli olmasını istedim. "

Gördüğünüz üzere istediğimiz kadar anlatalım ya da söyleyelim bu çocuklar üzerinde yeterli kadar etkili oluyor. Çünkü çocuk SÖYLENENİ değil, GÖRDÜĞÜNÜ yapar. O halde söylemeyi ya da emretmeyi bırakmak ve istediğimiz davranışları öğretebilmek için örnek olmamız gerekiyor. Bu yöntem aklınıza gelebilecek her davranışta geçerlidir. 

Kitap okunmayan bir evde çocuğun kitap okumasını beklemek ya da şiddet ve küfürün olduğu bir evde sevgi dolu-küfür etmeyen-hırçın olmayan bir çocuk beklemek çok da mantıklı değil. 

Kitap okuyan bir çocuğunuz olsun istiyorsanız evde bir kitaplığınız olmalı ve çocuğunuz sizi kitap okurken görmeli. Emin olun çocuğunuza kitap okumasını söylemeniz gerekmeyecek ve bir süre sonra o da kitap okumak isteyecektir. Kitap ile arası iyi olmayan biri olabilirsiniz. Kitap okumak size ne kadar sıkıcı geliyorsa gelsin en azından okuyormuş gibi yapabilirsiniz. Ama okuyormuş gibi yaparken yakalanmamanız gerekir. :) Her ne kadar kitap desek de mevzu sadece kitap değil. Gazete okuyun, dergi okuyun. Yeter ki çocuklarınız sizi okurken görsünler. 




Aşağıdaki resim için çok şey söyleme gereği hissetmiyorum. Açıkçası sayfalarca yazsam bile bu görselin anlattığı kadar basit bir şekilde ifade edemeyeceğim. Ailede şiddet ve küfür varsa ailedeki herkes bunu öğrenir ve ailedeki her birey gücünün yettiğine bunu uygular. Evinde küfür ve şiddet öğrenmiş bir çocuk okula geldiğinde fiziksel olarak daha kuvvetli olan sınıf arkadaşlarına aynı davranışları gösterecek ve sınıfın huzuru bozulduğu gibi, davranış bozukluğuna sahip bir çocuk yetişecek. Küçük şiddetler zamanla daha büyüklerini doğuracak ve sonuçları daha ağır olacak. 

Kısaca ŞİDDET, ŞİDDETİ DOĞURUR.  

Evinde huzur bulan çocuk çevresini de mutlu edecektir.

* Kitap oku demeyin, SİZ KİTAP OKUYUN.
* Çok televizyon izleme demeyin, SİZ ÇOK TELEVİZYON İZLEMEYİN.
* Küfür etmeyin, kötü söz kullanmayın. 

SİZ İYİ ÖRNEK OLUN YETER... 

Facebook'ta Paylaş

Hiç yorum yok: