12 Haziran 2015 Cuma

Yaz tatiline giren öğrenciler ne yapmalı?

Koca bir yıl, yorucu eğitim etkinlikleri ve tempolu müfredat işleyişiyle bitti. Vakit dinlenme vakti, vakit bol bol enerji toplayıp yeni eğitim yılına bomba gibi girme vakti. :) Önümüzdeki eğitim yılında yapılması gerekenlerden önce yaz tatilinde çocuklar neler yapmalı?



Devamını okumak için tıklayın.



Bilim insanlarının büyük çoğunluğu beynin alma kapasitesinin sınırsız olduğu görüşünde genel olarak hemfikirdirler. Fakat bu çocuklarımıza sürekli olarak bilgi aktarımında bulunmamızı gerektirmez. Beynin öğrenme kapasitesi sınırsız olabilir, yalnız devamlı olarak bilgi almaya çalışan beyin bir süre sonra yorulacaktır. Bu yorgunluk beyin yorgunluğu değil, psikolojik olarak ortaya çıkan bir yorgunluktur. Söz konusu yorgunluğun belirtilerini kaba hatları ile şu iki şekilde ifade edebiliriz: Ders çalışmada isteksizlik, ders çalışırken çabuk sıkılma. Bahsettiğimiz belirtiler var ise çocuğun üzerine gitmek, ders çalışması için zorlamak kesinlikle işe yaramayacaktır. Aksine "zorlama" sonucunda kişilik değişiklikleri bile olabilir. En genel sonucu ise "yalan" söylemeye başlamaktır. Önceleri ders çalışmamak için ufak tefek bahaneler ile başlar ve küçük yalanlar ile devam eder. Yalanlar büyür ve önüne geçilmez bir hal alır. Tabi durum bu kadar ile sınırlı kalmaz malesef. Önceden sadece ders çalışmamak için üretilen yalanlar bir süre sonra hayatının her noktasında yer almaya başlar ve çocuk büyüdükçe yalanlar daha da büyür, daha da çoğalır. Sonra ebeveynler düşünmeye başlar:

Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. Peki biz nerede hata yaptık?
Ülkemizdeki ailelerde bu soru çok sık sorulur? Nerede hata yaptık. Aslında hata gelmeden önce sinyallerini vermişti. Burada önemli olan o sinyalleri doğru bir şekilde alıp almadığımız ve çözüm için gerekli adımları atıp atmadığımızdır. Tekrar "Nerede hata yaptık?" sorumuza geri dönelim. Yapılan tek bir yanlış yok. Birçok yanlış var. Bunlar birleşir ve işi içinden çıkılmaz bir hale sokar. Bu nedenleri başka yazılarda ele almaya çalışacağım. Ama şimdilik ders çalışmaya zorlamak konusunu kısaca ele alalım.

Ödev yapma ve ders çalışma konusunda sıkıntısı olmayan çocuk belli bir süre sonra isteksiz olmaya başladıysa ve ders esnasında çabuk sıkılıyorsa ne yapmalıyız? Çözümümüz ilginç gelebilir fakat çok basit. Derhal ders çalışmaya bir son verin! :) Bir öğretmenden bekleyebileceğiniz bir öneri olmadı kabul ediyorum. Ama uygulanması gereken öncelikli yöntem budur. Tabi bu çözüm yöntemimizin süresi sınırlıdır. Yani günlerce ders çalışmasına ara vermek de çocuğu çalışmaktan uzaklaştırabilir. Sadece 2-3 günlük bir süre bunun için yeterlidir. Gerekiyorsa 1-2 gün daha eklenebilir.

Bu süreçte evde televizyon karşısında ya da bilgisayar/tablet/telefon başında olması işe yaramayacaktır. Aksine zihin yorgunluğunu daha çok arttıracaktır. Çocuğu dinlenme sürecinde sinema, tiyatro, spor, gezi, gibi eğlenceli etkinliklere yönlendirmek gerekir. Özellikle açık havada gerçekleşen ve arkadaşlarının da içinde bulunduğu etkinlikler zihni dinlendirecektir. Sonrasında ise ders çalışma temposu birden ağırlaştırılmamalıdır. Süre yavaş yavaş yavaş arttırılmalıdır. Zaten ilkokul öğrencileri için genelde tavsiye ettiğimiz süre 25-30 dakika ders, 15 dakika kadar dinlenme şeklindedir.

Söz konusu çocuklar küçük yaşlarda oldukları için eğitim ve öğretimin içerisinde mutlaka oyun olmalıdır. Oyun ile öğrenme biçimi en etkili yöntemdir. Mümkün olduğu kadar ders eğlenceli hale getirilmelidir.

Şimdiye kadar okuduğunuz bu uzun yazıyı aslında şu iki cümleyi açıklamak için yazdım: Karne aldıktan sonra ders çalışma temposu okul sürecinde olduğu gibi devam etmemelidir. Hatta en az on gün kadar çocuklarınızı bol bol dinlendirin.

Oyun oynasınlar, gezsinler, çizgifilm/film izlesinler, kitap okusunlar, piknik yapsınlar, lunaparka gitsinler. Bu on günlük süreyi eğlence ile doldursunlar. Zaten siz de göreceksiniz ki psikolojik olarak rahatlığa ulaşmış çocuklar önlerine çalışma yapraklarını koyduğunuzda itiraz etmeyecekler. Ama yaz tatilindeki asıl amaç dinlenmek ve eğlenmektir. Yani ders çalışma yoğunluğu okul sürecindeki gibi fazla olamamalıdır. Öğrendikleri bilgileri kısaca tekrar etmeleri yeterli olacaktır.

Bu hususta dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise şudur: Öğretmenler genelde yaz tatili için çalışma kitapları tavsiye ederler. Bu tavsiyelere uymak önemlidir. Örneğin tavsiye edilen bir çalışma kitabının tamamını iki-üç haftada bitirip geriye kalan iki aylık tatil zamanını ders çalışmadan geçirmek de doğru değildir. Planlı bir çalışma yöntemi izlenmelidir. İki ay boyunca öğretim ile ilişki kesilmemelidir. Çalışma kitabı etkinlikleri yaz tatiline yayılmalıdır. Yapılan çalışmalar kontrol edilmelidir.



Facebook'ta Paylaş

Hiç yorum yok: